Kararın kesinleşmesi - HukukEKSPER.com'da.



Avukat Arama

Sehire Göre Avukat Arama

Yurtdışında Türk Avukat Arama


*Yeni

 
  • Kararın kesinleşmesi

    .


Kararın kesinleşmesi

Mahkeme Boşanma Karariyla Birlikte 3 Karar Daha Verdi.boşanma Kararina Her Iki Taraf Da Birşey Demiyor.yani Temyize Gidilmiyor.diğer 3 Madde Ise Temyize Gidiyor.bu Durumda Boşanma Kesinleşir Mi Yoksa Diğer Maddelerin Temyiz Sonucu Mu Beklenir?teşekkürler

Cevap #1
eğer taraflarca kararın bir bölümü temyiz edilirse bu kısmi temyizdir ve kararın kalan kısmı kesinleşir. kesinleşme anı da temyiz süresinin sona erdiği andır. ancak taraflar kesinleşme için 15 günlük temyiz süresinin bitimini beklemek istemezlerse temyizden feragat ettiklerini beyan ederek kararı kesinleştirebilirler.

Cevap #2
Konuyla Ilgili Bir Yasa Maddesi Var Mi Acaba?hakim O Kararlari Da Beklemeliyiz Diyor.ancak Davali Tarafi Da Boşanmaya Bir Itirazi Olmadiğini Belirtiyor Temyiz Dilekçesinde.

Cevap #3
sayın ogretmen29
sizin davanızın konusu sadece boşanma değil temyize giden diğer hususları da kapsamaktadır. ayrıca HUMK md 433 e göre aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmeden yerine getirilemez. bu sebeplerden uygulamada bu gibi durumlarda temyiz sonucu beklenir. buna karşı yapılabilecek birşey yok. ancak bu boşanma kararının kesinleşmediği anlamına gelmez. bekleme süresi bu kararla ilgili yapılacak nüfus vb işlemlere ilişkindir.

Cevap #4
Sayın Öğretmen29, boşanma kararınızın kesinleştiği hususunda hiçbir tereddüt yoktur. YARGITAY HUKUK GENEL KURULUnun E. 1992/2-121
K. 1992/197 sayı ve 25.3.1992 tarihli kararı da bu konuya açıklık getirmiştir.


Cevap #5
Yurtdışından yazıyorum YARGITAY HUKUK GENEL KURULUnun E. 1992/2-121 sayılı kararını nette bulamadım. Yaptığım bir araştırma ile ilgili olarak bu ve benzeri kısmi kesinleşme örneklerine ihtiyacım var. Buraya veya mailto:[email protected]@gmail.com adresine gönderebilirseniz sevinirim.

Cevap #6
Biraz geç bir yanıt ama araştırırken denk geldi.

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/3538
K. 2007/5798
T. 27.3.2007

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takibine başlandığı, borçluya örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine, borçlunun yasal sürede yaptığı başvuru üzerine, Kahramanmaraş İcra Mahkemesinin 2006/108-269 sayılı 10.05.2006 tarihli kararı ile takibin iptali ile borçlu yararına %40 tazminata karar verildiği, hükmün Dairemizin 22.09.2006 tarih ve 13691-17128 sayılı ilamı ile onandığı, daha sonra Dairemizin 12.12.2006 tarih ve 20911-23578 sayılı ilamı ile karar düzeltme isteminin kısmen kabul edilerek, İcra Mahkemesi kararının %40 tazminat yönünden bozulduğu anlaşılmıştır.

Bu durumda, Kahramanmaraş İcra Mahkemesinin 2006/108-269 sayılı 10.05.2006 tarihli kararının takibin iptaline ilişkin hükmünün bozma kapsamı dışında kaldığı ve bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin reddedilerek kesinleştiği tartışmasızdır. Öte yandan İcra mahkemesince verilen tüm kararların kesinleşmeden infaz edilmeleri de mümkün bulunmaktadır. O halde, Mahkemece, borçlunun hacizlerin kaldırılmasına yönelik şikayetinin kabulü yerine reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ) , 27.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Cevap #7
KARAR SIRA NO : 127 Temyiz Mahkemesinin Dilekçi Talepleri İle Bağlılığı
... Yargıtay kendiliğinden ve istek olmadan temyiz incelemesi yapamaz ve hükmü bozamaz. Diğer taraftan dava tarafları, aleyhlerine olan hükmün tamamını temyiz edebilecekleri gibi hükmün yalnız bir kısmını temyiz edip, diğer kısmını temyiz etmeyebilirler. Objektif dava birleşmesi halinde verilen hüküm taleplerinden yalnızca biri, örneğin manevi tazminatın kabul ya da reddi temyiz edilip boşanmaya ilişkin hükmün esası ile maddi tazminat, yoksulluk nafakası, velayet, iştirak nafakası ve fer’i diğer sonuçlar temyiz edilmeyebilir. Bu hal doktrinde “kısmi temyiz” olarak tanımlanır ve kısmi temyiz (yani hükmün bir kısmının temyiz edilmemiş olması) halinde, hükmün temyiz edilmeyen kısmı temyiz süresinin geçmesi ile kesinleşir. Başka bir ifade ile kesin hüküm oluşur. Hükmün süresinde temyiz edilmeyerek kesinleşen kısmı yalnız başına icra edilebilir ve icraya konabilir.
Yargıtay tarafların bildirdiği temyiz sebepleri el bağlı değilse de (HUMK.439/II) tarafların temyizi ile bağlıdır. Yani kısmi temyiz halinde Yargıtay hükmün temyiz edilmeyen ve bu nedenle kesinleşen bölümü hakkında temyiz incelemesi yapamaz ve hükmün temyiz edilmeyen bölümünü bozamaz. Temyiz halinde HUMK.439/II maddesi hükmü, hükmün yalnız temyiz edilen bölümü hakkında uygulanır. Yargıtay hükmün temyiz edilmeyen bölümünü bozamayacağı gibi mahalli mahkeme de (temyiz edilen bölümün bozulması üzerine yapacağı tahkikat sonunda) hükmün temyiz edilmeyen (ve bu nedenle kesinleşmiş olan) bölümü hakkında yeni bir karar veremez.
Diğer yandan kısmi temyiz sebebiyle hükmün bir bölümünün (talep sonuçlarından bazılarının) temyiz edilmemek suretiyle kesinleşmesi ile temyiz edilip onanmak suretiyle kesinleşmesi (bozmanın kapsamı dışında kalması) arasında kesin hükmün bağlayıcılığı, müstakilen infaz kabiliyeti bulunması, mevcut uyuşmazlığı yeniden ele alınması mümkün olmayacak şekilde çözümlemesi yönlerinden herhangi bir fark mevcut değildir.
Yargıtay Hukuk Gelen Kurulu, Tarih. 25.03.1992; E.1992/2-121;K.1992/197
Sayıştay Temyiz Kurulu da yukarıdaki açıklamalara uygun olarak kendisini taleple sınırlı görmekte ve dilekçede iddia edilmemiş hususlarda karar vermekten imtina etmektedir.
KARAR SIRA NO : 128 Temyizin İstemle Sınırlı Olması
Müzakere sırasında ileri sürülen, tazmin hükmünün süre uzatımı kararından kaynaklandığı, ancak hükme dahil edilen sorumlular arasında süre uzatım kararını alanların yer almadığı, bu nedenle hükmün bu noktadan bozulması gerektiği görüşüne karşılık;
Dilekçi tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen, tazmin hükmünün mevzuata uygun olmadığı yolundaki iddianın sorumluluk tevcihinin de yanlış olduğu iddiasını kapsamadığı, dolayısıyla sorumluluk tevcihi yönüyle temyiz talebinde bulunulmadığı anlaşılmakla, istemle sınırlı olarak meselenin görüşülmesine karar verildikten sonra esasa geçildi.
Sayıştay Temyiz kurulu, Tarih, 13.04.1993; Tutanak No:22999
Sayıştay Temyiz Kurulu, Seçme Kararlar, Sayıştay Yayınları, Ank.,1999, s.17.

 





 

HukukEKSPER.com ve İnterneti çok daha hızlı kullanabilmeniz için  'u öneriyoruz.